Künye / İletişim / Sitene Ekle
22 Mayıs 2012 04:31

MODERN DÜNYANIN ARAFTAKİ “EV”LERİ / Gülsüm Kaymak - Realist Haber
ANASAYFAYA DÖN
28 Ocak 2012 Cumartesi Saat 13:03
MODERN DÜNYANIN ARAFTAKİ “EV”LERİ
Gülsüm Kaymak / glsmkymk@hotmail.com

Türkiye’deki boşanma oranlarının hafife alınamayacak ölçüde arttığını söyleyen ve beni bu durumun nedenini araştırmam için yönlendirmeye çalışan birçok okurumun ısrarına, her geçen gün daha fazla hak veriyorum. Zira modernitenin, karanlık yüzlerinden birini evliliğe göstermiş olduğu çağımızda, ülkemizdeki evliliklerinde sancılar içinde olduğunu üzülerek gözlemliyorum.

 Sağlamca hazırlanmış bir saha çalışmasının ardından daha bilimsel bir veriye dayandırmayı umduğum “boşanma” sorunsalı üzerindeki temel hipotezim şu: Modern evlilikler, temelde tek bir çıkmaza dayanıyor; o da “iktidar çatışması”!

 İyi bir izleyici ve sadık bir dinleyici olmamın avantajlarını yaşayarak biriktirdiğim sayısız tecrübe, bu savımın çok da hoyratça olmadığını gösteriyor bana. Birçok çift, aralarındaki iletişimi “denetimi ele geçirme mücadelesi” olarak değerlendiriyor. Müşfik bir edayla birbirlerinin kadehlerini dolduran; ama yine de eğilip aynı kadehten içmeye uğraşan, ekmeğini sevgiyle bölüşen; ama aynı lokmayı dişlemeye çalışan sayısız çift, sevgileri savaş alanına çeviriyor… Sesini yükseltip karşısındakinin ağzının payını veren, çözüm yerine sorun üzerinde kafa patlatan ve laf oyunları yaparak kuyruğunu dik tutmaya çalışan birçok “modern evli” iki kişilik bir iç savaşta, yara bere içinde mutlu mesut(!) yaşamaya devam ediyor…

 Kapitalizm, yalnızlığı seven insanlar üretiyor. Bugün yığınla insan, daha önce hiç görülmemiş ölçüde kendi yaşam öyküsü ve özel tutkuları ile ilgileniyor. Birçok kişi tarafından kendini tanımak, dünyayı tanıma için bir araç olmaktan çıkıp bir amaç olarak değerlendiriliyor. Tam da bu denli kendine dönük olan birçok kişi, başkalarında da kendini arıyor. Sevgililer albümünde kendi bileşkelerinden izler taşımayan sayfaları birer birer, acımadan yırtıyor… En sonunda albümünü, sevdiklerini ve hatta kendisini terk ediyor… Geriye bir tek yalnızlığı kalıyor kendini yalnız bırakmayan…

 Toplumsal yaşamın aşınması, mahrem ilişkileri deforme ediyor. Son yıllarda bu bozulmanın en canlı örneği kişisel ilişkiler içinde en mahremi olan “fiziksel aşk”ta görülüyor. Toplumsal ilişkilerinde önemli gedikler oluşan çiftler, ilişkilerini ağırlıklı olarak erotizmle beslenmeye çalışıyor. Giderek daha az uyarım alan ve duygularını hissedip ifade edebilmede güçlük yaşayan günümüz insanı, sadece cinsel ifadesini dışarı sızdırabiliyor. Bu durum ise en nihayetinde formel evlilikler üretiyor…

 Gücünü naçarlığından alan aşk, teknolojik ilerlemeler neticesinde tarumar oluyor. İletişim çağı; sabrı, özlemi, ümidi ve aşkı ezip geçiyor. Nazım’ın “Sende ben uzaklığı, sende ben imkânsızlığı seviyorum” dizeleri, ulaşılabilirlik çağında berhava oluyor. Yüzyıllardır pervasızca ve hesapsızca hareket eden Eros, çoktan yasak olmaktan çıkmış olan “yasak meyve”yi nasıl tekrar cazipleştireceğini düşünüyor… Birbirine varıp, birbirini kolaylıkla tüketen modern insan, evliliği “aşkın büyü bozumu” olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla ya hiç evlenmiyor ya da evlilikten bir an önce kurtulmanın yollarını arıyor…

 Erkek esir edilmekten, kadınsa terk edilmekten korkuyor. “Özel alan”a yönelik konularda uzlaşan birçok çift “kamusal alan” konusunda anlaşamıyor. Zira kamu, kadınlar ve erkekler için çok farklı şeyler ifade ediyor. Kadın için kirlenerek ve “kargaşa dolu, almış başını giden bir girdap içine” sürüklenerek erdemlerini yitirme tehlikesine girdiği bir yer olarak algılanıyor. Kamu ile rezalet fikri birçok kadın için özdeş sayılıyor. Bir erkek için ise kamu, daha farklı bir ahlaki özellik taşıyor. Erkek, kamuya girerek ya da “kendini kamuda yitirerek” evde baba ve koca olarak kişiliğinde somutlandığı düşünülen baskıcı ve otoriter saygınlık özelliklerinden sıyrılabiliyor. Öyle ki erkekler, kamusal yaşamın ahlak dışı oluşunu kadınlar gibi onun sadece bir rezalet alanı olduğu şeklinde değil alttan alta bir özgürlük alanı sunduğu şeklinde yorumluyor…

 

Hayatı “eşi ve başka kadınlar” olarak ikiye ayrılan Puşkin, karısının sadakatinden şüphelenmesi sonucu katıldığı bir düelloda can vermişti. Bu örnek, erkeğin temel ikilemini (sadakat ve ihanet) göstermesi açısından önem arz ediyor.  Erkeğin bu çelişkisi, evlilikleri yıpratıyor. Erkeklerin hemen hepsi kendi günahlarından çok karısının günahlarından gelecek ayıptan korkuyor. Çoğu zaman kendi ihtiraslarıyla övünüyor; ama karısının ondan iffetli kalması için gerekirse kan döküyor. Belki bir kez bile kendini gözden geçirmiyor; ama her gece kendi vicdanından çok karısının vicdanını yokluyor…

 Velhasıl kıymetli okurlar, zamanımın, zeminimin ve kalemimin boyunduruğu altında yukarıda paylaştığım düşüncelerimin şu an itibariyle hipotez niteliğini koruduğunun altını çiziyorum. Ancak konuya dair yapılacak bilimsel çalışmalara son derece ihtiyaç olduğunu biliyor ve bu can alıcı konuya dair sizlerin değerli görüşlerinizi okumaktan zevk alacağımı hatırlatmak istiyorum.

 Araf’tan taşıdığımız evlerimizi, adalet ve aşkın temellerine oturtabildiğimiz mutlu çağlar dileğiyle…

 Sağlıkla kalın. 

YORUMLAR - YORUM YAZ - YAZIYI YAZDIR      

Evrim TEKELİ
31 Ocak 2012 Salı Saat 20:08
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
Hasan Akçakaya
29 Ocak 2012 Pazar Saat 09:52
Yazar hakkında çok fazla bilgim olmasada insan denen varlığı çok ama çok iyi bilen biri olduğuna parmak basabilirim. sarsıcı bir yazıydı bence. bir gözümü kapatıp okuduğum cümleler oldu. sanki beni görüyor beni anlatıyordu. Yazarımızın diğer yazılarını da okuma fırsatı verip vermeyeceğinizi merak ediyorum. iyi çalışmalar.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
SONDAKİKA HABERLER!

YORUMCU: emre ksk
YORUMCU: ADSIZ
YORUMCU: süleyman
YORUMCU: metin
YORUMCU: Evrim TEKELİ
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
(C) 2008-2011 Realist Haber Hakkımızda (Künye) - İnsan Kaynakları - İletişim # Ana Sayfam Yap # Sık Kullanılanlara Ekle
Ana Sayfa - GÜNCEL - SİYASET - EKONOMİ - YAŞAM - SPOR - EĞİTİM - DÜNYA - SAĞLIK - BİLİM - KÜLTÜR
Sevgi Sakarya - Mehmet Ali Erbil - Acun Ilıcalı - Yasemin Ergene - Ayda Field - İzzet Özilhan - Sudi Özkan Belarus - İbrahim Tatlıses - Yeliz Yeşilmen - Kaya Artemis -
FOTO GALERİ / VİDEO GALERİ / TÜM MANŞETLER / GAZETELER / RÖPORTAJLAR / BİYOGRAFİLER