Künye / İletişim / Sitene Ekle
22 Mayıs 2012 04:51

Hırıltılı solunum riski 3 kat arttı haberi - Realist Haber

ANASAYFAYA DÖN
01 Nisan 2011 Cuma Saat 15:07
Hırıltılı solunum riski 3 kat arttı
Çocuğun yanında sigara içmenin çocuklarda “hırıltılı solunum” görülme riskini üç misli artırdığı, sigara bağımlılığının bir beyin hastalığı olduğu, sigara tiryakiliğinde çocukların büyüklerini taklit ettikleri belirtildi.

Üniversitesi Tıp Fakültesi Sigara Savaş Grubu'nun (AÜTF-SİSAG) geleneksel hale getirdiği “Sigara veya Sağlık Sempozyumları”nın dördüncüsüAnkaraÜniversitesi (AÜ) Morfoloji Binası'nda düzenlendi. “Sigara ve Çocuk Sağlığı”, “Sigara ve Tabular”, “Dumansız Hava Sahası” konularında bilgilerin verildiği sempozyumda, söz konusu alanlarda yapılan son araştırmaların sonuçları da ele alındı.


Prof. Dr. Muharrem Gerçeker ile Prof. Dr. Gülsan Yavuz'un oturum başkanlığını yaptığı sempozyumda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurdan Taçyıldız, sigaranın akciğerin fonksiyonlarını bozduğunu ve kansere neden olduğunu artık herkesin bildiğini söyledi. 

Bebeklerin anne karnında maruz kaldığı sigara dumanının hayat kalitelerini etkilediğine dikkati çeken Taçyıldız, “Çocuğun yanında sigara içmek çocuklarda 'hırıltılı solunum' sorunu görülme riskini 3 misli artırıyor. Gebelikte sigara dumanına maruz kalan annelerin bebeklerinde 'astım' görülme riski çok fazla” diye konuştu.


Sigara konusunda babaların da anneler kadar sorumlu davranmaları gerektiğini belirten Taçyıldız, prekonsepsiyon (gebelik öncesi dönem) döneminde sigara içen babanın çocuğunda “çocukluk çağı lösemisi” görülme riskinin 4 kat arttığını söyledi.


Taçyıldız, “Sigara içen babaların çocuklarında, çocukluk çağı lösemileri ve beyin tümörlerinin yanında lenfomaların da görülme olasılığı 2 kat fazladır. Akciğer kanser riski sigara dumanına maruz kalmış kişilerde 1,5 kat fazla oluyor” dedi.
AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlayan Dinçer, çocukların sigara içmeyi sosyal çevre sayesinde “bilgi ve deneyim” sahibi olarak öğrendiklerini kaydetti.


“Çocukların doğa ile iç içe olması gerektiğini” belirten Dinçer, “Çocuklar büyüklerini taklit ediyorlar. Sadece anne, baba, öğretmenler değil sosyal çevrede bulunan herkes sigara konusunda dikkatli olmalı. İçme, yapma gibi emirsel cümlelerle değil sonrasında nasıl bir durumla karşılaşabileceklerini açık anlaşılır şekilde anlatmak lazım” diye konuştu.
Çocukların yasak olan şeylere daha çok ilgi gösterdiğini, gençlerin sigara içmenin kendilerine çekicilik kattığı yönünde düşünceye sahip olduklarını anlatan Dinçer, her yaş grubunda sigara içme oranının yaklaşık yüzde 50 olduğuna dikkati çekti.

Sigara bağımlılığı bir beyin hastalığıdır


AÜ Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birim Günay Kılıç da sigara bağımlılığının bir “beyin hastalığı” olduğunu söyledi. Sigarada alkolden hatta eroinden bile yüksek bağımlılık yapıcı maddenin bulunduğunu ifade eden Kılıç, “Sigara üreticileri bağımlının günde 16 saat uyanık kaldığını hesaplar. Sigara içme sıklığını dikkate alan üreticiler bağımlının günde bir paket tüketmesi amacıyla her pakete 20 tane sigara koyuyor' dedi. 

Bağımlılıkta kişilik özelliğinin yanı sıra, bulunulan ortamdaki suç, işsizlik ve eğitim durumununda etkili olduğunu anlatan Kılıç, sigara kullanım oranının 18-25 yaş gurubunda en üst seviyeye çıktığını ve bağımlıların günlük kullanıma 18 yaşında geçtiklerini söyledi. Sempozyumda, AÜ Vakfı İlköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencileri arasında düzenlenen sigara konulu resim yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.

YORUMLAR - YORUM YAZ - HABERİ YAZDIR      
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Bu haberde ilk sözü siz söyleyin!

DİĞER HABERLER

YORUMCU: emre ksk
YORUMCU: ADSIZ
YORUMCU: süleyman
YORUMCU: metin
YORUMCU: Evrim TEKELİ
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
(C) 2008-2011 Realist Haber Hakkımızda (Künye) - İnsan Kaynakları - İletişim # Ana Sayfam Yap # Sık Kullanılanlara Ekle
Ana Sayfa - GÜNCEL - SİYASET - EKONOMİ - YAŞAM - SPOR - EĞİTİM - DÜNYA - SAĞLIK - BİLİM - KÜLTÜR
Ayda Field - Kaya Artemis - Sudi Özkan Belarus - İzzet Özilhan - İbrahim Tatlıses - Mehmet Ali Erbil - Atilla Atasoy - Aziz Yıldırım - Yasemin Ergene - Sevgi Sakarya -
FOTO GALERİ / VİDEO GALERİ / TÜM MANŞETLER / GAZETELER / RÖPORTAJLAR / BİYOGRAFİLER