Künye / İletişim / Sitene Ekle
22 Mayıs 2012 05:25

Kılıçdaroğlu: Deniz Feneri köstebeği Atalay haberi - Realist Haber

ANASAYFAYA DÖN
11 Ekim 2011 Salı Saat 18:13
Kılıçdaroğlu: Deniz Feneri köstebeği Atalay
CHP Lideri, Deniz Feneri'yle ilgili polis baskını öncesi AK Parti'den bir köstebeğin haber verdiği iddialarına açıklık getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri davasında AK Parti'den bir kişinin 'köstebeklik' yaptığı iddialarına açıklık getirdi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri baskınlarından önce Kırıkkale Belediye Başkanını İçişleri Bakanı'nın koruma müdürünün aradığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, baskını haber veren koruma müdürünün emri bakandan aldığını öne sürdü ve "Köstebek Beşir Atalay'dır" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına 2008 yılında verdiği soru önergesini okuyarak başladı.

Köstebeğin dosyası dediği bir klasörü kürsüden gösteren Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Üç yıl geçmiş, soru önergesine yanıt yok.

14 Ekim 2009’da İçişleri Bakanlığı kaleminden koruma müdürü Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz arıyor. Görüşme 134 saniye sürüyor. Kırıkkale Belediye Başkanı Mustafa Çelik’i arıyor. 144 saniye sürüyor. ‘Üstadım’ diye hitap ediyor. Sabit telefon istiyor. Sabit telefondan 22.22’de arıyor, 113 saniye konuşuyorlar. Mustafa Çelik arama kararını İsmail Karahan’a bildiriyor.

İçişleri Bakanı’nın korumu müdürü gecenin o saatinde saniyelerin, dakikalarını verdiğim telefon görüşmelerini yapıyor. Bu yapı demokrasiye yakışmıyor. Bu tüyü bitmemiş yetimin cüzdanına tüy dikmek demektir. Köstebek Beşir Atalay’dır.”

Herkesi görev çağırdığını belirten CHP Lideri, “İnsanda biraz utanma, ahlak olur. Bu sorgulanmalıdır. İçişleri Bakanı’yken 34 sayfalık dosyanın gereğini neden yapmadın? Bir karanlık dosyayı açıkladık. Gücümüzü halkımızdan, kendi inancımız, kendi değer yargılarımızdan alıyoruz.

Bir İçişleri Bakanı arama yapılacağını kimden öğrendi? Her halde emniyetten öğrendi” diye konuştu.

ATALAY'DAN CEVAP

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Deniz
Feneri e.V soruşturmasıyla ilgili iddiaları ile ilgili ''İçişleri Bakanlığım döneminde, öncesinde veya sonrasında devam eden hiçbir dava veya soruşturmayla ilgili herhangi bir yönlendirmem kesinlikle söz konusu olmamıştır. Şahsıma atfen dile getirilen bu iddialar külliyen yalandır, iftiradır'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Atalay, yaptığı yazılı açıklamada, 2 Eylül tarihinde bazı gazetelerde şahsı ve bakanlığını ilzam eden bazı haberler üzerine yazılı bir açıklama yaptığını, iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu ifade ettiğini hatırlattığını belirterek CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada benzer iddiaları tekrar gündeme getirdiğini ve şahsına yönelik iftiralarda bulunduğunu kaydetti.

Atalay, şöyle devam etti:
''Bir kez daha ifade ediyorum; İçişleri Bakanlığım döneminde, öncesinde ve sonrasında devam eden hiçbir dava veya soruşturmayla ilgili herhangi bir yönlendirmem kesinlikle söz konusu olmamıştır. Şahsıma atfen dile getirilen bu iddialar külliyen yalandır, iftiradır. CHP'nin yalan ve iftiradan medet uman bir yaklaşım içine girerek, şahsıma ve AK Parti hükümetine karşı bu derece sakil bir karalama kampanyasına başvurması Türk siyaseti açısından büyük bir talihsizliktir.''
Atalay, Kılıçdaroğlu'nun halkı ilgilendiren ülke meseleleriyle ilgili ciddi bir söylem geliştiremediğini vurgulayarak, ''CHP Genel Başkanı'nın, parti içi rahatsızlıkları geri plana düşürmek için sarıldığı bu yöntem siyasetimiz açısından ciddi bir seviye kaybıdır. CHP Genel Başkanı'nın kendisini 'hafiye' gibi konumlandırmasının ucuz ve düşük düzeyli bir durum olması, CHP yönetiminin takdirinde olan bir konudur. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu'nun söyleminin hukuk devleti anlayışı açısından doğurduğu sakıncalar ve tehlikeler, tüm kamuoyu açısından gözardı edilemeyecek bir durum ortaya çıkarmaktadır. Öncelikle şu hususları vurgulamak durumundayım.

Devam etmekte olan bir soruşturmayla ilgili yorum ve değerlendirmede bulunmak suçtur. Masum insanları suçlu ilan etmek, onur ve haysiyetleriyle oynamak hem suçtur hem ahlak yoksunluğudur. Gizli olan soruşturma dosyasından bilgiler aktarmak, sızdırılan bilgileri henüz doğruluğu bilinmeden ve avukatların dahi bilgisi olmadan kamuoyuyla paylaşmak hukuk ihlalidir" dedi.
Bu hassasiyetleri gözetmenin, hukuka saygısı olan ve vicdan taşıyan herkesin görevi olduğunu belirten Atalay, çok eski dönemlerdeki ticari ortaklıkları, bugün gündemde olan konuyla irtibatlandırmanın, büyük bir saptırma, açık bir hezeyan olduğunu kaydederek şöyle devam etti:

''1999 yılında bir grup medya mensubuyla gazete çıkarmak maksadıyla kurduğumuz şirketteki sembolik (1 TL) değerdeki hissemi 2000'de devretmiştim, zaten bu şirket de herhangi bir faaliyette bulunmadan atıl hale gelmişti. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer bir köstebek arıyorsa mesleğine ihanet ederek, gizli soruşturma dosyasını sızdıran ve masum insanlara iftira atanlara bakmalı, onların bu gayrimeşru eylemine çanak tutmaktan dolayı esef duymalıdır. Hukuka saygılı olan herkese düşen görev, yargılamanın tamamlanarak, adaletin tecelli etmesini beklemektir. Biz de şahsımıza yönelik ithamlara ilişkin dava açma hakkını saklı tutarak, devam eden sürecin hakkaniyete uygun şekilde neticelenmesini bekliyoruz.'

YORUMLAR - YORUM YAZ - HABERİ YAZDIR      
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Bu haberde ilk sözü siz söyleyin!

DİĞER HABERLER

YORUMCU: emre ksk
YORUMCU: ADSIZ
YORUMCU: süleyman
YORUMCU: metin
YORUMCU: Evrim TEKELİ
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
(C) 2008-2011 Realist Haber Hakkımızda (Künye) - İnsan Kaynakları - İletişim # Ana Sayfam Yap # Sık Kullanılanlara Ekle
Ana Sayfa - GÜNCEL - SİYASET - EKONOMİ - YAŞAM - SPOR - EĞİTİM - DÜNYA - SAĞLIK - BİLİM - KÜLTÜR
Mehmet Ali Erbil - Sevgi Sakarya - Kaya Artemis - Yasemin Ergene - İzzet Özilhan - Yeliz Yeşilmen - İbrahim Tatlıses - Emine Ün - Funda Arar - Sinem Kobal -
FOTO GALERİ / VİDEO GALERİ / TÜM MANŞETLER / GAZETELER / RÖPORTAJLAR / BİYOGRAFİLER