Künye / İletişim / Sitene Ekle
22 Mayıs 2012 05:50

AKP'de sessizce tüzük değişikliği konuşuluyor.. / M.Ali BİRAND - Realist Haber
ANASAYFAYA DÖN
27 Ocak 2012 Cuma Saat 15:31
AKP'de sessizce tüzük değişikliği konuşuluyor..
M.Ali BİRAND / mabirand@e-kolay.net

Bundan kısa bir süre öncesine kadar, 2014 yılında ve sonrasında neler yaşanacağı pek konuşulmazdı. Hele Başbakan'ın ameliyatı ve nekahat döneminde, kimseler ağzına dahi almazdı. Şu sıralarda, giderek yaygınlaşan bir tartışma konusuna dönüşüyor.  Siyasi hesaplar yapılmaya başlanıyor. Önümüzdeki 1-2 yılda giderek  daha fazla konuşulacak.
İlk hareket, Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresi epey bir süründürüldükten sonra, 7 yıl olarak saptanınca başladı. 7 yıl ve 1 defalığına seçildiğine dair yasa çıkınca, Başbakan'ın 2014 yılında Köşk'ün boşaltılmasını istediği izlenimi doğdu .
Ardından Başbakan'ın iyileşmesiyle birlikte durum daha da netleşti .
Erdoğan, hiçbir yerde, hiçbir zaman Cumhurbaşkanlığı konusunu tartışmadı. Ne Gül, ne de en yakınındaki arkadaşlarıyla paylaştı, ancak vücut dili olsun, Cumhurbaşkanlığı konusu açıldığındaki genel yaklaşımı olsun , etrafına Çankaya'yı istediği ve içine sindirdiği havasını verdi. Hiç değilse etrafındakiler böyle bir algılama içindeler. 
Şu sıralarda, başta Ankara'daki parti çevreleri olsun, nerede olurlarla olsunlar, Ak Parti'liler "Başbakan Köşk'e çıkacak mı?" sorusunu tartışmıyor.  O konu artık kapanmış. 2014'te Erdoğan köşk'te görülüyor. Sorular ise başka alanlara yayılmış :
- Erdoğan'dan sonra parti liderliğine  kim gelecek ? Abdullah Gül geri dönmeyi kabul eder mi?
- Gül  olmazsa , onun yerine kim geçebilir ?
- Ak Parti , Erdoğan olmadan seçim kazanabilir mi?
-  Tüzük nedeniyle partinin tüm ağır topları bir daha seçilemeyecek. Acaba tüzüğü, liderlerin dışında kalanlar için değiştirmek ve  kısıtlamayı kaldırmak gerekmez mi?
- Erdoğan, partiye ne oranda hakim olabilecek ?
Şu sıralarda hemen her kafadan bir ses çıkıyor. Ancak kısa bir süre sonra tüm tartışmaların bu sorular etrafında döneceği besbelli.
Herkes bekliyor .
Kimse açıkça birşey söylemek istemiyor. Başbakan'dan gelecek olan işareti bekliyor gibiler. Kaygı ve kuşkulu oldukları çok açık hissediliyor.
Parti'nin sapasağlam ayakta kalacağını ve Erdoğan' dan sonra yoluna devam edeceğini söyleseler dahi, durum hiçte içlerine tam anlamıyla sinmiyor. Parti'nin ilerde ne olacağını kimse tam olarak kestiremiyor..
Kafalardaki soru işaretleri şimdilik yanıtsız kalıyor.
Yanıt bulunması için henüz bir telaş yok .
Yakında başlayacaktır .

 


Gül, partisine kırgın...
Şu sıralarda Abdullah Gül ile karşılaşır ve "Sayın Cumhurbaşkanı, M.Ali Birand, görev süreniz hakkında bir türlü karar verilememesinden dolayı Ak Parti'ye kırgın olduğunuzu yazdı, doğru mu?" diye soracak olursanız, büyük olasılıkla size "Hayır efendim, nereden çıkıyor bu haberler" diye yanıt verecektir.
Ancak, Cumhurbaşkanı gerçekten kırgın.
Bildiğim için yazıyorum.
Bu kırgınlık, görev süresinin 5 mi, yoksa 7 yıl mı olacağı konusundaki kararın, uzun zaman sürüncemede bırakılmasından kaynaklanıyor. Aslında, son derece haklı bir yaklaşım. Parti istese, hemen kararını verebilirdi. Hatırlarsanız, önce Yüksek Seçim Kurulunun karar vereceği söylendi. Ardından, daha zamanı gelmediği ileri sürüldü. Açıkçası, uzatıldıkça uzatıldı. Uzadıkça söylentiler arttı ve kamuoyunda gereksiz bir tartışma süreci yaşandı. Cumhurbaşkanı nereye gitse, hangi programa katılsa hep aynı sorulara muhatap oldu : "...Süreniz ne zaman bitecek?".
Sesini çıkarmadı, içine attı, ancak bu durum , Gül 'ü çok sinirlendirdi. Cumhurbaşkanı her ne kadar görev süresiyle ilgili yasayı onayladıysa dahi işin bu kadar uzamasından dolayı partisine kırgın.
Tabii çok açıkça söylenmiyor , ancak parmaklar Başbakana dönüyor. Bu soruyu sorduğunuz Ak Parti yöneticileri "Patron işaret verse hemen yapardık" diyorlar. Aynı çevreler, Başbakan Köşk'e çıkıp çıkmamak ve zamanlaması konusunda tam karar veremediği için, konuyu askıda tuttuğunu belirtiyorlar.
Diğer önemli bir soru, Gül'ün acaba Ak Parti 'nin başına geçmek isteyip istemeyeceği ile ilgili.
Bu konu da hiç konuşulmuyor.
Gül hiç renk vermiyor. Olumlu veya olumsuz bir işaret vermiyor.
Benim tahminim, Cumhurbaşkanlığından sonra, Gül'ün yeniden günlük politikaya girmek istemeyeceğidir. İtiş kakış, bağırış çağırış ve kavga döğüş içindeki bir hayatı tercih edeceğini sanmıyorum.
Buna karşılık, Gül 'ü en çok zorlayacak ve kerhen dahi olsa parti liderliğine geri dönmesini düşünmeye itecek olan unsur,  Başbakan başta olmak üzere, Ak Parti'nin önde gelenlerinin büyük ısrarları olacaktır. Eğer parti ayaklanıp "Sen olmazsan biz batarız" çığlıkları atarlarsa, Gül reddetmekte zorlanacaktır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, Erdoğan ile Gül arasındaki ilişkiler, zaman zaman gerilse dahi hiçbir zaman restleşmeye gitmez. Aralarındaki ilişki anlayışı, Türk siyasetinde görülmeyen bir dayanışma ve "kol kırılır yen içinde kalır" ilkesi hakimdir.

Partinin patronu kim olacak: Erdoğan mı, Gül mü?
Yanıtı bulunamayan diğer sorularda bir diğeri de, Gül'ün partinin başına , Erdoğan'ın da Köşk'e çıkması durumunda, kimin gerçek patron olacağı ile ilgili ...
Parti ve hükümet işlerine, Çankaya'ya yerleşecek olan Erdoğan mı karışacak, yoksa parti liderliğine oturacak kişi, yani Gül mü?
Başbakan'ın  Ak Parti' yi 10 yıldır son derece disiplinli ve yakın markajla yönettiğini ve bu alışkanlığından kolay kolay kurtulmasının güç olduğuna dikkat çekenler,  Gül'ün liderliği kabul etmesi durumunda dahi, karşı karşıya kalacağı ve çözmesi gereken en önemli sorunlardan birinin bu olacağına dikkat çekiyorlar.
Anlayacağınız , önümüzdeki yıllar soru işaretleriyle dopdolu...

YORUMLAR - YORUM YAZ - YAZIYI YAZDIR      

Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. Bu yazı için ilk sözü siz söyleyin!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
SONDAKİKA HABERLER!

YORUMCU: emre ksk
YORUMCU: ADSIZ
YORUMCU: süleyman
YORUMCU: metin
YORUMCU: Evrim TEKELİ
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
(C) 2008-2011 Realist Haber Hakkımızda (Künye) - İnsan Kaynakları - İletişim # Ana Sayfam Yap # Sık Kullanılanlara Ekle
Ana Sayfa - GÜNCEL - SİYASET - EKONOMİ - YAŞAM - SPOR - EĞİTİM - DÜNYA - SAĞLIK - BİLİM - KÜLTÜR
Atilla Atasoy - Emine Ün - İzzet Özilhan - Sudi Özkan Belarus - Ali Taran - Ayda Field - Acun Ilıcalı - Aziz Yıldırım - Sevgi Sakarya - Sinem Kobal -
FOTO GALERİ / VİDEO GALERİ / TÜM MANŞETLER / GAZETELER / RÖPORTAJLAR / BİYOGRAFİLER