Künye / İletişim / Sitene Ekle
22 Mayıs 2012 06:57

Özcan'dan eğitim kredisi müjdesi haberi - Realist Haber

ANASAYFAYA DÖN
14 Mart 2011 Pazartesi Saat 21:52
Özcan'dan eğitim kredisi müjdesi
Yusuf Ziya Özcan isteyen öğrenciye, 15-20 yıl arasında geri ödemek şartıyla eğitim kredisi bulmak mümkün olacaktır. Bu bulununca zannediyorum ki sistemimizde büyük bir rahatlama olacaktır'' dedi.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel ile bir kaç konu hakkında anlaşmaya vardıklarını belirterek, ''Eğer bu konularda başarıya varırsak, isteyen öğrenciye, 15-20 yıl arasında geri ödemek şartıyla eğitim kredisi bulmak mümkün olacaktır. Bu bulununca zannediyorum ki sistemimizde büyük bir rahatlama olacaktır'' dedi.

YÖK, Bahçeşehir Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi işbirliği ile Bahçeşehir Üniversitesinin Beşiktaş'taki Yerleşkesi'nde düzenlenen ''Yükseköğretimin Finansmanı'' başlıklı konferansın açılışında konuşan Özcan, ''Ne zaman eğitimin finansmanından bahsedilse bir gürültü kopuyor. Artık bu mesele ile ciddi bir şekilde uğraşılması lazım'' dedi.

Özcan, YÖK Başkanı olduğundan itibaren eğitimin finansmanı konusuyla uğraştığını dile getirerek, dünyada da eğitim alanında olağanüstü birhareketlilik olduğunu belirtti.

OECD'nin Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Projesi'nde sürekli birinci olan Finlandiya'nın dahi, kendi eğitim sistemlerini sorgulayarak, ''daha zeki öğrencilere daha fazla nasıl imkan sağlanır?'' şeklinde düşünmeye başladığını vurgulayan Özcan, son 10 yıla bakıldığında, Japonya ve Almanya gibi köklü yükseköğretim sistemi bulunan ülkelerin bile, yükseköğretim sistemlerini gözden geçirdiğine işaret etti.

Özcan, Japonya'da artık üniversitelerde bir mütevelli heyetinin muhakkak bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Rektörler seçimle gelmiyorlar. Almanya, bizdekine benzer bir sistemi adapte etti. Lisans, yüksek lisans ve doktora üçlüsü olarak anabileceğimiz bir modeletrafında çalışıyor. Rusya son zamanlarda üniversite giriş sistemini düzenlemekle meşgul. İsveç'te, öğrencilerin performansları bazında harç ödemesi gibi bir sistemden söz edildi. Ama buna hem veliler, hem öğrenciler, hem de öğretim üyeleri karşı çıktı. Artık üniversiteler birbirleri ile rekabet edebilecek durumda. Bu gerçekten rahatsız edici noktalara da varabiliyor. Ama Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde, dünya çapında üniversite yaratılarak öne çıkma gayretleri var. Bunun gibi Çin, Danimarka, Almanya, Rusya, Güney Kore, İspanya ve Tayvan'da da aynı türden girişimlerin olduğu gözlenmektedir.''

Özcan, dünya çapında bir üniversite yaratmanın, hem hükümetlere, hem de devletlere büyük bir külfet getirdiğine işaret ederek, Türkiye'nin de dünyadaki bu gelişmelerden payına düşeni aldığını kaydetti.

Türkiye'deki yükseköğretim sisteminde, son yıllarda radikal denilebilecek değişiklikler olduğunu belirten Özcan, şöyle devam etti:

''Bunlardan en önemlisi daha fazla demokratikleşme eğilimi görülüyor. 1-2 yıl, öğrenim hakkının önündeki engelleri kaldırmakla uğraştık. Bu 1-2 yıl içerisinde aynı zamanda üniversite sayımızda da çok büyük bir artış oldu. Neredeyse son 7 yılda daha önceki yıllarda kurulan üniversite kadar, üniversite kuruldu. Öğrenci sayısı da Avrupa'daki bazı ülkelerin nüfusu kadar oldu. Yani 3.5 milyona kadar çıktı. Bu başka bir ülkede görülmemiş türden bir gelişmedir. Devlet ve vakıf üniversitelerimizde de çeşitliliğe gitmeye karar verdik. Artık 'tematik' dediğimiz üniversiteleri daha fazla düşünüyoruz. Tematik üniversite açma talebiyle gelen projelere daha olumlu bakıyoruz. Bu büyüme yükseköğretim hizmetlerinin farklılaşmasını, çeşitlenmesini de doğurdu. Artık bizim öğrencilerimiz 3 büyük şehirde okumak zorunda kalmıyor. Hemen hemen ülkemizin tüm illerinde, onların gidebilecekleri üniversite vardır. Bu önemli bir gelişmedir. Bu tarihi de bir dönemeçtir.''

-''YÖK'ÜN YAPISI, 164 ÜNİVERSİTENİN YÜKÜNÜ TAŞIYACAK DURUMDA DEĞİL''-

Özcan, bu gelişmeler yanında elbette ki bazı soruları da olduğunu belirterek, ''20-22 üniversiteye göre tasarlanmış bir Yükseköğretim Kurulumuz var. Bu kurul artık sayıları 164'e ulaşan üniversite ve yüksek okulun yükünü kaldıracak durumda değil'' diye konuştu.

Söz konusu olan büyümenin çok önemli finansal sonuçları da olduğunu belirten Özcan, öğrenci sayısındaki muazzam artışın, ağırlıklı olarak kamu kaynakları ile eğitimin finanse edilmesini zorlaştırdığını söyledi.

Özcan, artık vakıf üniversitelerinin de öğrencilerden yüksek harç almaya devam etmelerinin, finansal olarak sürdürülebilir bir politika olarak görünmediğini ifade ederek, şunları kaydetti:

''Vakıf üniversitelerin, öğrenciden talep ettikleri ücretleri, bundan böyle devam ettireceklerini düşünmüyorum. Çünkü vakıf üniversiteleri için en büyük rekabet devlet üniversitelerinden gelmektedir. Biz devlet üniversitelerindeki kontenjanı artırdıkça onların daha fazla zorlanacağını ve harçlarda bir ayarlamaya gideceklerini düşünmüyor değilim. Bugün bu noktada, finansmanla ilgi güzel şeyler yapmamız lazım. Sistemin artık buna ihtiyacı var. Ülkemizde yüksek öğretim talep eden, ama imkanları nedeniyle bunu yapamayan pek çok insanımız var. İnsanlarımıza bu imkanı vermek zorundayız. Biz YÖK olarak bu sorunları her gün karşımızda görüyoruz. Bu artan talebi karşılarken 'acaba imkanı el vermeyen öğrencilere nasıl yardım edebiliriz' sorusu yükseköğretimimizin en önemli sorularındandır. Çalışmalarımızı devam ettireceğiz.''

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel ile bir kaç konu hakkında anlaşmaya vardıklarını belirten Özcan, ''Eğer bu konularda başarıya varırsak, isteyen öğrenciye 15-20 yıl arasında geri ödemek şartıyla eğitim kredisi bulmak mümkün olacaktır. Bu bulununca zannediyorum ki sistemimizde büyük bir rahatlama olacaktır'' diye konuştu.

Konferansın açılışına Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel ve Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Esmer de katıldı.

YORUMLAR - YORUM YAZ - HABERİ YAZDIR      
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Bu haberde ilk sözü siz söyleyin!

DİĞER HABERLER

YORUMCU: emre ksk
YORUMCU: ADSIZ
YORUMCU: süleyman
YORUMCU: metin
YORUMCU: Evrim TEKELİ
Zamanımızdaki evliliklere baktığımızda gerçekten de boşanma oldukça fazla ve ben kendi anne babama ve çevremdeki tanıdıklarımın evliliğine baktığımda görücü usulü dediğimiz evliliklerde bir sorun yok.Daha doğrusu sorun yok demeyeyim sorunsuz evlilik olmaz ancak boşanmalar yok.Şu ana birbirine çok aşık olan birkaç sene birlikte olan daha sonra evlenen çiftlerde ise mutsuzluk fazla ve sonrasında boşanma. Acaba mantık evliliği dediğimiz evlilikler mi olmalı? ya da istek ve evlilikten istenen talepler gittikçe mi artıyor?Örneğin oğlu için kız bulmak isteyen annelere baktığımda belirli kriterleri var. Oğlundan 3 yada 4 yaş küçük olacak, kumral olacak, minyon tipli ve çok güzel olacak ,öğretmen olacak, atanmış öğretmen olacak, daha önce bir nişanlılık dönemi yaşamayacak yada erkek arkadaşı olmamış olacak ve oğlu matematik öğretmeni olduğu için aradığı gelin adayı da kimya, matematik yada ingilizce öğretmeni olacakmış. Bu anlattığım bir tanıdığım. Büyük uğraşlar sonucunda istenilen gelin adayı bulundu ve güzel bir düğünün ardından iki ay geçti ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar. Neden istekler bu kadar fazla? bilemiyorum ve bende merak ediyorum.Eskiden evlenenlerin bir evi olmadığı gibi doğru düzgün bir eşyaları da olmazmış ama çalışıp çabalayarak herşeyi olanlar var.Şu an ise evi, arabası ve evdeki herşeyi dört dörtlük olan çiftler mutlu değil.Belkide ulaşmak istekleri, sahip olmak istedikleri birşey kalmayanlar birbirleriyle uğraşıyor.
(C) 2008-2011 Realist Haber Hakkımızda (Künye) - İnsan Kaynakları - İletişim # Ana Sayfam Yap # Sık Kullanılanlara Ekle
Ana Sayfa - GÜNCEL - SİYASET - EKONOMİ - YAŞAM - SPOR - EĞİTİM - DÜNYA - SAĞLIK - BİLİM - KÜLTÜR
Atilla Atasoy - İbrahim Tatlıses - Ali Taran - Sudi Özkan Belarus - Sevgi Sakarya - İzzet Özilhan - Funda Arar - Ayda Field - Emine Ün - Yasemin Ergene -
FOTO GALERİ / VİDEO GALERİ / TÜM MANŞETLER / GAZETELER / RÖPORTAJLAR / BİYOGRAFİLER